Hicaz
Demiryolu, Osmanlı Devleti'nin Ortadoğu üzerine çizdiği demirden bir hat.
Aradan geçen zamana rağmen bu hattın kazınması mümkün olmamış, tüm estetiği
ve misyonu ile bu coğrafya üzerinde varlığını sürdürmeye devam ediyor. Bugün
hâlâ o hatta dokunmak, hissetmek ve o hattın güzergâhında seyahat etmek
mümkün. Şam'dan Basra'ya doğru giderken, 700 yıllık bir kültür ve medeniyetin
yansımalarını görebilirsiniz.
Tam
yüz yıl evvel Haydarpaşa Tren Ga-rı'ndan Medine'ye doğru yola çıkan vagonlar
aynı zamanda bir umudun, bir hayalin, bir rüyanın gerçekleştiğinin de habercisi
olarak yol alıyorlardı raylarda. Sekiz yıl içinde 1464 kilometreye ulaşan Hicaz
Demiryolu, Sultan Abdülhamit'in tahta çıkışının 33. Yıldönümü olan 1 Eylül
1908 tarihinde, resmî bir törenle bütünüyle işletmeye açıldı. İngiliz The
Times gazetesi haberi şu başlıkla manşetine taşıdı: "Hicaz Demiryolu
girişiminin bütünü gösteriyor ki, Türkler belli bir ideale erişmek için büyük
engelleri aşmak yeteneğine sahipler...." Bir diğer gazete haberi ise
şöyle duyuruyordu: "Hicaz Demiryolu, Osmanlı Devleti'nin kendi topraklarında
ilk kez kendisine ait olan bir demiryolunun adıdır." Osmanlı basını 1
Eylül 1900 tarihinde adeta bir bayram coşkusu içerisinde manşetlerine taşıdılar.
Söz konusu olan bir Osmanlı demiryolu değil, bir inanç yolu idi.
Hicaz
Demiryolları'nın 1.00. kuruluş yıldönümü çeşitlikli etkinliklerle kutlandı.
Şam'da bulunan Hicaz Demiryolları istasyon binasında yapıldı. Haydarpaşa
Garı'nda da Osmanlı Hicaz Demiryolu Fotoğrafları sergisi açıldı.
Hicaz
Demiryolu, Osmanlı Devleti'nin Ortadoğu üzerine çizdiği demirden bir hat. Aradan
geçen zamana rağmen bu hattın kazınması mümkün olmamış tüm estetiği ve misyonu
ile bu coğrafya üzerinde varlığını sürdürmeye devam ediyor. Bugün hâlâ o hatta
dokunmak, hissetmek ve o hattın güzergâhında seyahat etmek mümkün. Şam'dan
Basra'ya doğru giderken, yüz yıllık bir Hicaz vagonunun penceresine vuran 700
yıllık bir kültür ve medeniyetin yansımalarını görebilirsiniz.
Hicaz
Demiryolu, Osmanlı kayıtlarında "Hicaz Şimendifer Hattı" veya
"Hamidiye Hicaz Demiryolu" olarak adlandırılıyor. Demiryolu, Sam ile
Medine arasında. Şam'dan başlayan hat; Amman, Maan üzerinden Tebük ve Meda-in-i
Salih'i geçerek Medine'ye ulaşır. Hattın Mekke'ye, oradan da Cidde'ye kadar
uzanması planlanmış, fakat gerçekleştirilememiştir.
Hicaz
Demiryolu'nun inşa fikri ilk olarak Sultan Abdülaziz döneminde gündeme
gelmişse de gerçekleşmesi Sultan II. Abdülhamid zamanında olmuştur. Devlet-i
Aliyye'nin parçalanmasını durdurmaya ve hiç olmazsa geciktirmeye çalışan padişah,
Hicaz'a demiryolu yapılması gündeme gelince projeye sahip çıkmıştır.
Hicaz
Şimendifer Hattı ile alakalı en kapsamlı proje, daha sonraki dönemde Arap
İz-zed Paşa olarak anılacak olan Cidde Evkaf Müdürü Ahmed İzzed Efendi
tarafından yapılmıştır. Proje mevcut Anadolu Demiryolu ve Bağdat Demiryolu ile
birleşebilecek bir demiryolu hattı ve yanında iletişimi sağlayacak telgraf
hatlarını içermektedir.
Sultan
II. Abdülhamid, demiryolunun ve telgraf hatlarının bölge ile hem ulaşımı hem
de haberleşmeyi sağlayacağını düşünmüştür. Bu şekilde Osmanlı merkezine
oldukça uzak olan bölge ile irtibat daha rahat sağlanmış olacaktır.
HİCAZ DEMİRYOLUNUN
HEDEFLERİ
Hicaz
Demiryolu ve telgraf hatlarının inşa amaçları pek çok hususta toplanabilir, islâm'ın
beş şartından biri olan hac ibadetinin rahatlıkla yapılabilmesi için hac yolculuğunu
kolaylaştırmak ve emniyete almak demiryolunun öncelikli hedeflerinden
biridir. Kara yahut deniz yolu ile mukaddes beldelere giden hacıların karada
urban ve bedevî, denizde korsan saldırılarına uğradığı bir dönemde çok daha güvenli
bir hac yolu bulunmuş olacaktır.Yolculuk çok daha ucuzlayacağı için hacca
giden Müslüman sayısı artacak böylece bir farzı yerine getirmek isteyen Müslümanlara
yeni bir imkân sunulacaktır.
Bunun
dışında demiryolu ile askerî harekât ve sevkiyatın kolaylaştırılması
planlanmıştır. Bölgeye rahatlıkla asker sevkiyatı yapılabileceği için Hicaz,
Kızıldeniz ve Yemen taraflarına dışarıdan gelebilecek muhtemel saldırılarının
önlemesi, bölgede yaşanabilecek iç çatışma veya ayaklanmaların bastırılması,
Yemen gibi her zaman mesele çıkmaya müsait coğrafyalara hâkim olunması amaçlanmıştır.
Demiryolu ve telgraf hatlarıyla merkezî idarenin gücü bölgede hissedilirse Yemen
imamları, Mısır hidivleri, Necid, Basra ve Lübnan emirleri gibi kendi başına
hareket eden liderler Osmanlı kontrolü altında tutulmuş olacaktır.
Hicaz Demiryolu'nun ticari hedefi, bölgenin
durağan haldeki ekonomisinin canlanmasıdır. Üretilen tarım ürünlerinin
trenlerle başka bölgelere süratli bir biçimde nakli ile ticaretin ve ziraî
üretimin canlandırılması amaçlanmıştır. Hatta yapılacak küçük bir ek bağlantı
ile demiryolunun Kızıldeniz limanlarından birine inmesi hâlinde ekonomik ve
ticarî ehemmiyeti daha da artacaktır. Böylece ticaret yolları Süveyş Kanalı
yerine Hicaz Demiryolu'na kayacaktır.
Hicaz
Demiryolu hattının Osmanlısermaye ve teknik kadrosu ile gerçekleştirilmesi
mümkün olabilirse öncelikle Avrupa'da Osmanlı'yı paylaşmak için iştah kabartan
devletlere Batı'nın desteği olmadan da büyük işler başarılabileceği
ispatlanacaktır. Bu durum aynı zamanda yegâne kurtuluşu Batıyla bütünleşmekte
gören Osmanlı aydınlarına da güzel bir misal olacaktır.
Sultan II. Abdülhamid için
Hicaz Demiryolu'nun mühim siyasi hedefleri de vardır. Demiryolu projesinin
gerçekleştirilmesi demek Avrupa'ya olan askerî, siyasî, ekonomik, teknik ve
teknolojik bağımlılığın azalması demektir. Ayrıca diğer Osmanlı
padişahlarından çok daha fazla hilâfet vurgusu yapan padişah Osmanlı'ya karşı
en insafsız saldırıların yapıldığı bir dönemde kurtuluşu emperyalist
devletlere karsı İttihad-ı İslâm (islâm Birliği) yapmakta görmüştür.
"İslamcılık" olarak da adlandırılan siyasetinin gerçekleştirilmesi
ile Osmanlı coğrafyasında ve dünyanın çeşitli bölgelerindeki Müslümanların
İslâm halifesinin etrafında toplanması sağlanmış olacaktır. Bundan dolayı Hicaz
Demiryolu Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü korumak için Sultan II.
Abdülhamid döneminde yapılan en belirgin proje olarak dikkati çeker. Padişahın
bu çabasının Müslüman topraklarda sömürge faaliyetler sürdüren İngiltere'nin
tepkisini çekmesi uzun sürmeyecektir.
DEMİRYOLU
İNŞAATININ BAŞLAMASI
Sultan II. Abdülhamid demiryolu için hatıratında
"Çok eskiden beri hayal ettiğim Hicaz Demiryolu nihayet hakikat oluyor. Bu
yol Osmanlı Devleti için sadece iktisâdi bakımdan büyük fayda getirmekle
kalmayacak, aynı zamanda oradaki kuvvetimizi sağlamlaştırmaya da yarayacağından,
askerî bakımdan da çok ehemmiyetli olacaktır..." demektedir.
Hicaz
Demiryolu'nun inşasına başlanılmasına dair padişah iradesi 2 Mayıs 1900'de
yayınlamış ve Sultan II. Abdülhamid Han'ın cülusunun (tahta çıkışının) 25.
yıldönümü olan 1 Eylül 1900 tarihinde hattın inşaatı düzenlenen resmî bir
törenle Sam ile Der'a arasında fiilen başlamıştır.
Şam'dan Medine'ye doğru inşasına başlanan
Hicaz hattı, 1903'te Amman'a, 1904'te Maan'a, ulaşmıştır. 1 Eylül 1905'te ilk
olarak Sam-Maan arasında yolcu ve yük taşımacılığına başlanılmıştır ki Hicaz
Demiryolu hattının kullanılan ilk kısımları buralardır.
Hat, 1
Eylül 1906'da Medayin-i Salih'e, 31 Ağustos 1908'de ise Medine'ye ulaşmıştır.
1900 ila 1908 yılları arasında geçen sekiz yıllık dönem içinde 1.-464 km. yol
yapılmıştır ki ilerleyen dönemde eklenen yeni şube hatlarıyla bu rakam 1918 yılında
1.900 kilometreye yaklaşmıştır.
Hicaz
Demiryolu inşası için gerekli iş gücünün çoğunu Osmanlı askerleri karşılamıştır.
Bunun dışında Suriye ve Irak başta olmak üzere İslâm dünyasının farklı
coğrafyalarından işçiler de hatta çalışmak için gelmişlerdir. Ancak
gelenlerinin sayısı sınırlı olup inşaatın yükünün çoğu Türk askerlerinin
omuzlarında kalmıştır, inşaatta çalışan askere cüzî bir miktar ücret ödenmiş
ve askerlik hizmetinden bir yıl erken terhis edilme imkânı sağlanmıştır.
Hicaz Demiryolu'nun ana
hattı, çoğunluğu Türk ve bir kısmı Arap diğer kısmı da farklı Müslüman
unsurlardan oluşan yaklaşık 5.000 civarındaki işgücü ile sekiz yılda
tamamlanmıştır, inşaatta Osmanlı askerlerinin çalışması demiryolu masraflarını
ciddî bir biçimde düşürmüştür. Bu katkı demiryolunun tamamlanmasında en mühim
faktörlerin başında gelir. Demiryolu bir yandan tabanlıklar, raylar döşe-yip
istasyonlar yaparak ilerlerken bir yandan da küçük küçük şehitlikler dikmektedir.
Demiryolu inşaatında çalışan çok sayıda askerimiz ya kavurucu sıcaklarda susuzluktan,
ya gıdasızlıktan kaynaklanan hastalıktan, ya iş kazasından yahut da bedevî
saldırısından şehit düşmüştür.
AVRUPA
DEVLETLRTİNİN BAKIŞI
Hicaz
Demiryolu ilk gündeme geldiği dönemde Avrupa'da hayretle karşılanmıştır.
Yabancı devletlere olan dış borçlardan, galata bankerlerine ve bankalara olan
iş borçlardan dolayı ekonomisi iflâsın eşiğine gelmiş ve ekonomiyi devletin
değil Düyun-u Umumiye'nin yönettiği bir ortamda böyle bir projenin "hayal"
olduğu öne sürülmüştür. Devrin gazetelerinde çıkan haber ve karikatürlerde
"padişahın demiryolu fantezisi" türünden aşağılayıcı ve hakaret vari
ifadelere yer verilmiştir.
Hattın
inşasının büyük fedakârlıklarla başlaması ve ilerlemesi üzerine bu sefer başta
İngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupa devletlerinden engellemeler gelmeye
başlamıştır. Hiç ihtimal verilmeyen bir projenin hayata geçtiğini görmek
özellikle İngilizleri telâşlandırmış ve hatta bağışta bulunan Hintli
Müslümanlar arasında "yapılan bağışların demiryolunda kullanılmadığı",
"Osmanlı'nın kendilerini sömürdüğü" gibi dedikodular yayılarak
halkın ilgisi kesilmeye çalışılmıştır. Ancak bu faaliyetler kesinlikle
başarıya ulaşamamışlardır. Bunun üzerine İngilizler, Hicaz Demiryolu'na ciddi
bağışta bulunanlara verilen "Hicaz Demiryolu Madalyası’nın Hindistan'da
takılmasını yasaklamıştır.
İngiltere
bundan sonraki çalışmalarında hat yakınlarında yaşayan bedevî aşiretlerin
demiryoluna saldırması ve sömürgesi altında bulunan bölgelerde para
toplanmaması için elinden geleni yapmıştır. En son olarak da Hicaz isyanı'nı çıkartarak
I. Dünya Savaşı'nın ardından Osmanlı'nın Mukaddes Topraklardan çekilmesini
sağlamıştır. Burada dikkat çekici olan husus, Osmanlı'nın önce Mekke'den
sonrasında da Fahreddin Pasa'nın sanlı direnişine rağmen Medine'den
çekilmesiyle ilk yapılan işin Hicaz Demiryolu'nun kullanılamaz hale getirilmiş
olmasıdır.
İngiliz
Hükümeti ise kendi konsolos ve konsolos yardımcıları aracılığıyla Hicaz
Demiryolu'nu adım adım takip ettirmiş, istihbarat çalışmaları yaptırmış ve
raporlar hazırlatmıştır. Elde edilen bilgiler derlenerek İngiliz Dışişleri
Bakanlığı'na sunulmuştur. İngiliz Arşivleri'nde Hicaz De-miryolu'na dair
hazırlanmış raporlar, istihbarat bilgileri ve belgeler Prof. Dr. Metin
Hülagü'nün "Bir Umudun inşası Hicaz Demiryolu" (Yitik Hazine
Yayınları 2008) isimli eserinde teferruatlıca görülebilir.
BAĞIŞLARLA YAPILDI
Sultan II. Abdülhamid dönemi Osmanlı ekonomisinin en
zor yılları arasında yer alır, daha önceden yapılan çok büyük dış borçları
padişah elinden geldiğince kapatmaya çalışmıştır. Kendi döneminde çaresiz
kalınan dönemlerde az miktarda dış borç alınmışsa da saltanatı boyunca aldığı
dış borçtan çok daha fazlasını ödemiştir. Dış borçların ülkenin egemenliğini,
iç borçlanmasının devlet otoritesini sarstığını bilen padişah Hicaz Demiryolu
için herhangi dış kaynaklı borç yahut kredi arayışı içine girmemiştir.
İstatistikler
Kayıtlı Kullanıcı : 356
Kayıtlı Sorular : Çoktan Seçmeli : 3509 Doğru Yanlış : 228 Boşluk Doldurma : 13
Bekleyen Sorular : Çoktan Seçmeli : 0 Doğru Yanlış : 0 Boşluk Doldurma : 0