Yarışmacılar
  
  
Üye Ol
Şifremi Unuttum


Günün Lafı
Aşağıda olan, düşmekten korkmaz.

Bunyan



Yarışma Seçenekleri
Çoktan Seçmeli
Doğru Yanlış
Boşluk Doldurma
Kategori Seçmeli
Zamana Karşı
Sayı Tahmini
Flash Oyunlar


Son Üyeler
Ruh.morqu
sevval
rainbow92
goril.ben
mumiya
BELENAY
ezom3
tekeli
pabloangel
asaletimyeter


İstanbulda Uçan İki Türk

İstanbul'da Uçan İki Türk

           Onyedinci Asırda Hezarfen Ahmet Çelebi kanatlarla Galata kulesinden uçmuştu. Lagari Hasan Çelebi de elli okka barut macunundan yapılan yedi kollu bir fişeğe binerek göğe atıldı ve sonra kartal kanatlarıyla denize indi. Biri planörün, diğeri roketin ilk şeklini icad etmişti. İkisinin hayatı da sefaletle sona erdi.

          Dördüncü Murat, on yedi sene süren saltanatı sırasında İstanbul göklerinde ilk defa kuşlar gibi uçulduğunu görmek talihine ermiş bir padişahtı. Bu devirde kendi zekâ ve buluşlarıyla uçmayı mümkün kılan iki cesur ve müteşebbis fen adamından Hezarfen Ahmet Çelebi, bugünkü planörlerin nüvesi sayılabilecek iki kanat üstünde,  rüzgâr cereyanlarının kuvvetiyle Galata kulesinden uçarak Üsküdar sırtlarına konmaya muvaffak olmuştu.

          Evliya Çelebi, bu ilk uçan türkü şöyle anlatır: "Hezarfen Ahmet Çelebi, iptida Okmeydanının mimberi üzere rüzgarın şiddetinden kartal kanatlarıyla sekiz dokuz kere havada pervaz ederek talim etmiştir. Badehu, Sultan Murat Han, Sarayburnunda Sinanpaşa köşkünden temaşa ederken Galata kulesinin ta zirvei alasından rüzgar ile uçarak Üsküdarda Doğancılar meydanına inmiştir".

          Evliya Çelebi, ilk defa uçmak hünerini gösteren Hezarfen hakkında başka bir şey söylememekle beraber Ahmet Çelebinin, en az bugünün usta planörcüleri kadar rüzgar şartlarını iyi bilen bir zat olduğu anlaşılmaktadır.

          Görülüyor ki Ahmet Çelebi, meşhur Türk alimi İmam Cevheri'nin uçuş tecrübesini etüd ederek bunu başarmayı azmetmiştir. Bilindiği gibi İmam Cevheri, Hicretin 390/400 yıllarında Nişabur camisinin damına çıkarak halka uçacağını söylemiş ve iki düz sathı, ipleriyla vücuduna kanat gibi bağladıktan sonra, kendisini damdan aşağıya salıvermiş ve fakat yere şiddetle¦ düşerek vefat etmiştir.

          Hezarfenin uçuşunu bekleyen İstanbul halkı, o gün deniz kıyısına koşmuş ve az zamanda bu sırtlar mahşer yeri halini almıştır.

          Dördüncü Murat, sadrazam ve vezirleri ile Sarayburnu'nda deniz kenarındaki İncili köşkten bu hareketi seyrediyordu. Bütün gözler Galata kulesinin tepesine dikilmiş, kendini kuleden boşluğa atacak kahramanı bekliyordu. İntizar boşa çıkmadı ve Ahmet Çelebi'nin bir mancınıkla havaya atılmış gibi iki kanat üstünde tutunduğu ve Boğaza doğru süzüldüğü görüldü.

          Garp kaynaklarından Cook'un "Havacılık", Wilkins'in "Yeni Bir Dünya Buluşu" adlı eserinde bu uçuşa dair kısa notlar vardır.

          "Hezarfen Ahmet Çelebi" diye anılan bu kahraman için Evliya Çelebi bize başka bir şey söylemiyor ve fakat yazısını Dördüncü Murat devri çılgınlıklarının en acı bir örneği ile şöyle bitiriyor: "Sultan Murat Han, kendisine bir kese altın ihsan ederek; bu pek havf edilecek bir adamdır, her ne murat edinse elinden geliyor. Böyle kimselerin bekası caiz değildir, diye Cezayire nefyetmiştir. Anda merhum oldu" diyor.

          Bunu takip eden ikinci uçuş ise, füzelerin ilk iptidai örneği olan bir fişek olmuş ve bu da Dördüncü Muradın gözleri önünde Lagari Hasan Çelebi tarafından yapılmıştır.

          Evliya Çelebi, bu ilk roket uçuşunu da şöyle anlatıyor: "Bu Lagari Hasan, elli okka barut macunundan yedi kollu bir fişek icad etti. Sarayburnunda hünkar huzurunda fişeğe bindi ve şakirtleri, fitili ateşlediler. Lagari: "Padişahını, seni Hüdaya ısmarladım, İsa Nebi ile konuşmıya gidiyorum" diyerek temhid ve tahmid ile evci asumana uruç eyledi. Yanında olan fişekleri ateş edip ruyi deryayı çirağan eyledi. Bamı felekte fişeki kebirinin barutu kalmayıp da zemine doğru nüzul ederken, ellerinde olan kartal cenahlarını açıp Sinanpaşa kasrı önünde deryaya indi. Oradan şinaverlik ederek üryanen huzurı padişahiye geldi. Zemini bus ederek "Padişahım, İsa Nebi sana selam eyledi" diye şakaya başladı. Bir kese akçe ihsan olunup, yetmiş akçe ile sipahi yazıldı. Sonra Kırım'da Selamet Giray Han'a gidip orada merhum oldu".

          Zavallı Ahmet Çelebi, göklerde ilk defa kanat açmanın mükafatını, cebinde padişah tarafından ihsan olunmuş bir kese altın olduğu halde Cezayir'e sürülmekle görmüş ve bu bahtsız adamın hayatı, orada derin bir kahır ve sefalet içinde sona ermişti.

          Sarayburnu uçuşu da, kahramanını aynı talihsiz yollara sürükleyebilirdi. Lagari, bu feci akıbeti bildiği halde hiç irkilmemiştir.

Yazan : Orhan Aydar





İstatistikler

Kayıtlı Kullanıcı : 1204

Kayıtlı Sorular :
Çoktan Seçmeli : 3515
Doğru Yanlış : 1470
Boşluk Doldurma : 79

Bekleyen Sorular :
Çoktan Seçmeli : 0
Doğru Yanlış : 0
Boşluk Doldurma : 0



Makaleler
Dikilitaş veya Obelisk
Stalingrat
Temel Reis
Hicaz Demiryolu
Trafik Lambaları
Padişahların Gezintileri
Eski İstanbulda Yangın
Eski Kadın Hamamları
Eski Türklerde Yemin
Nasıl Eğlenirlermiş

Tüm Makaleler



Anket
Hangi Soysal Network Sitelerini Kullanıyorsunuz?
Facebook
Twitter
Netlog
googleBuzz
MySpace
Hi5
Diğer


Bunu Biliyor Musun?
Kahve, uluslararası ticaret pazarında en çok satılan ikinci üründür.



Bilgisayar ve İnternet