Yarışmacılar
  
  
Üye Ol
Şifremi Unuttum


Günün Lafı
Gençlikte, güzellikte akıl arama.

Hermeros



Yarışma Seçenekleri
Çoktan Seçmeli
Doğru Yanlış
Boşluk Doldurma
Kategori Seçmeli
Zamana Karşı
Sayı Tahmini
Flash Oyunlar


Son Üyeler
evrim
tifil
neslican16
gonai
furkan
emın__
barbarianman
Guunse
kaotic
argumanci


Stalingrat

Bu Harbin Korkunç Müdafası : Stalingrat

          Ruslar gene kıştan istifade etmişlerdi,   Alman ordusu yalnız Ruslarla değil, kışla da muharebe ediyordu.

          1942 yılı yazında harp talihi Sovyetlere hiç gülmemişti. Daima ilerleyen Alman orduları Kırım ve Sivastopol’u gerilerde bırakmış, kuzey kolu ile Voroneç kapılarına dayanmış, güneyde de Maykop petrol kuyularına kadar uzanmıştı. Bütün bunlar Moskova’yı Urallardan ve Kafkaslardan tecrit edecek harekatın ilk safhasıydı. Tarihte bu kadar büyük kuvvetlerle, bu kadar zengin bir hedef uğruna yapılan seferler gayet nadir görülür. Volga nehri Hazar denizine ulaşmadan batıya doğru büyük bir dirsek çizer. Bu dirseğin en uç noktasında Stalingrat şehri kurulmuştur. 1942 yılı güzü, Stalingradı muharebe hazırlıklarıyla meşgul bulmuştur. Almanlar aşağı yukarı şehrin varoşlarına gelmiştir. Alevler şimdiden göğe yükselmektedir.

          Müdafaa planlarını hazırlamak Üzere toplanmış olan Sovyet komutanlar meclisinde ümitsiz bir hava esmektedir. Almanlar her bakımdan daha üstün ve kalabalıktırlar. Bir ara 62nci ordu komutanı General Çuikof haritaya eğildi, savunma mevzini çizdi ve: "Bu hat üzerinde çarpışacağız arkadaşlar" dedi. Bu genç generalin cesareti ve iradesi bir an içinde ortadaki ümitsizlik havasını yok etmişti.

          Şafakla beraber Almanlar hücuma geçti! Şehri daha ziyade cenahlardan zorluyorlar ve kendi kuvvetlerinin teşkil ettiği at nalının iki ucunu Volgaya bitiştirmek istiyorlardı. Bu savaş daha ziyade bombaların ve süngülerin savaşıydı. Uzun menzilli silahlar şehir muharebesinde hiçbir işe yaramıyordu. Hele tanklar dar sokaklarda hareket kabiliyetlerini kaybedip sabit silahlar haline geliyorlardı. Üç beş kişiden müteşekkil ve el bombaları, alev makineleriyle mücehhez Rus postalan bu tankları teker teker imha ediyorlardı.

          Stalingrat ev ve hatta oda oda müdafaa ediliyordu. Müdafilerin parolası şuydu: "Unutmayın ki nehrin öte tarafında bizlere yer yoktur". Cereyan etmekte olan muharebeye ait sonradan verilen rakamlar korkunçtur. Günün on altı saatinde her iki tarafta 13.000 makineli tüfek faaliyette idi. Alman hava kuvvetleri (Luftvaffe) bir günde şehir üzerinde iki bin uçuş yapıyor, tonlarca bomba sarf ediyordu. Hava bombardımanları bazen o kadar şiddetleniyordu ki bodrumlardaki ve siperlerdeki askerler fırtınaya tutulmuş bir geminin yolcuları gibi sallanıyorlardı. Mücadele uzadıkça uzuyor, fakat Sovyet mukavemeti kırılmıyordu.

          Rus mukabil taarruzu Kasım ayı içerisinde bir çevirme teşebbüsüyle başladı. 19 Kasım’da ise çemberin bir kısmı tamamlanmıştı. Savaş esnasında alınan Alman esirleri kendilerini kurtarmaya gelecek muazzam kuvvetlerden emniyetle bahsediyorlardı. Muzaffer Alman orduları ilk defa olarak böyle ciddi bir duruma düşüyorlardı. Maneviyatları elbette ki henüz yerinde idi. Filhakika Stalingrat’taki durumdan kuşkulanan Alman generalleri Hitler'den Altıncı Ordunun arkasını tutacak kuvvet istemişlerdi, fakat Hitler onların istediklerinin tam dörtte birini vermişti. Ayrıca Alman komutanları yaklaşmakta olan Stalingrat kışını şimdiden bir kabus gibi hissediyorlardı. Stalingrat'ta kış nispeten kısadır, üç ay sürer, fakat bu üç ay zarfında, kuzeyden kopan soğuk, Uralları yalıyaraktan gelir ve Volga nehri vadisine çöker. Bazen bu havayı İran’dan yukarı çıkan sıcaklık yumuşatmaya çalışır. Bu yüzden Stalingrat'ta kışın hava insan boyu kardan, sağnak şeklinde yağmura kadar değişir.

          Almanları kışın başlanğıcıyla beraber korkutan iki şey daha vardı: Gece harbi ve süngü muharebesi.

          Aralık ayı zarfında General Manştayn tarafından gönderilen bir Alman tank tümeni muhasara halkasını güney batı tarafından kırmayı denedi. Fakat General Malinovski kuvvetleri tarafından derhal geri atıldı. Almanlar bu suretle içine düştükleri vaziyetin vahametini ilk defa anlıyorlardı. Artık ellerinde tek bir çare kalmıştı: Muhasarada olan Altıncı Alman ordusuna havadan yiyecek ve malzeme göndermek ve bu suretle çemberi kırma işini kendilerine gördürmek. Fakat bu olamadı.

          Bu arada muhasara çemberi daraldıkça daralıyordu. Artık her iki taraf da son kozunu oynuyordu. Alman ordusunda rütbe ve mevkiye aldıran kalmamıştı. Bazen bir general makineli tüfeğin başında ateş ediyor, bazen acemi bir er yedi sekiz kişiden ibaret kalmış bir bölüğü muharebeye sevk ediyordu. Açlık ve soğuk bütün şiddetiyle devam ediyordu. Son dakikada mareşalliğe terfi ettirilen Von Pavlus teslim olmaktan başka bir çare göremedi. Bu Alman ordularının Rusya’da hezimet başlangıcıydı.

Yazan : Nuri Hüseyin Tuğrul





İstatistikler

Kayıtlı Kullanıcı : 356

Kayıtlı Sorular :
Çoktan Seçmeli : 3509
Doğru Yanlış : 228
Boşluk Doldurma : 13

Bekleyen Sorular :
Çoktan Seçmeli : 0
Doğru Yanlış : 0
Boşluk Doldurma : 0



Makaleler
Dikilitaş veya Obelisk
Kapalı Çarşının Tarihi
Messalina
İstanbulda Uçan İki Türk
Napolyonun Aşk Mektupları
Süperman
Erkeklerin Düğmeleri
Ölüm Adası Ivo Jima
Sinemanın Doğuş Günü
Nasıl Eğlenirlermiş

Tüm Makaleler



Anket
Yapım Aşamasında
evet
hayır
olabilir
olmaz


Bunu Biliyor Musun?
Hawai dilinde Aloha sözü hem bir insan karşılanırken, hem de yolcu edilirken kullanılır.



Bilgisayar ve İnternet